<

EN İYİ TARİHE GEÇEN HAZIR CEVAPLAR

en yeni sözler 18 Mart 2015 0
EN İYİ TARİHE GEÇEN HAZIR CEVAPLAR




TARİHE GEÇEN HAZIR CEVAPLAR

Napolyon savaşta İspanya’yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız demiş. Bunun üzerine Napolyon:- Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.

İngiliz lordu Atatürk’ün daveti üzerine İstanbul’a gelir. İngiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir. Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk’ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk İngiliz lorduna dönerek: “Halkım her şeyi beceriyor da bir tek uşaklığı beceremiyor”

Bir gün Sokrates’e sormuşlar neden filozof olduğunu. Yanıtı ise: “Evlenin, karınız iyiyse mutlu, değilse filozof olursunuz!”

İngiliz devlet adamı Winston Churchill, Avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill’e kızgın kızgın şöyle seslenir: -Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım. Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: -Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim: – Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

İngiltere eski başbakanı Winston Churchill doğum gününde genç bir fotoğrafçı: “Umarım 100. doğum gününüzün de fotoğrafını çekebilirim.” Churchill genci şöyle bir süzmüş ve: “Niye mümkün olmasın delikanlı, bana oldukça zinde ve sıhhatli görünüyorsun!”

Büyük İskender’den bir gün bir dilenci para istemektedir. Aralarında şu diyalog geçiyor:-Az bir şey olsa ihsan etmez misiniz?-Az şey vermek bana layık değildir. -O halde çok ihsan ediniz.-O da sana layık değildir.

Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon’un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca Napolyon: – Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

Bir Fransız yazar, Mehmet Akif’e: -Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu? diye sorduğunda, Akif: Daha önceleri öyleydi, karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, hazir-cevap-sozler Yavuz ona: – Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir: – Evet hünkârım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: – Bende bilirim.

Yahya Kemal’e “Ankara’nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: – İstanbul’a dönüşünü.



Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar: -Salih Efendi iki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim. Cevabını verince, Akif dayanamaz ve: -Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.

Öğrencilerinden biri, Konfüçyüs’e: – “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, Konfüçyüs’ün cevabı şu olmuş:- Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim.

Yahya Kemal, dostlarından birine: -Bu akşam yemeği benimle yer misin? diye sorunca, Arkadaşı: Hay hay! der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok! Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir: İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

Rakip partiden bir milletvekili başbakanlığı sırasında Churchill’e ”ibne” diye bağırmış. Churchill son derecede soğukkanlılıkla cevap vermiş; ”Ben İngiltere’yi k.çımla yönetmiyorum…”

İrlandalı yazar George Bernard Shaw ile İngiliz devlet adamı Winston Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill’i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: – Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa. Churchill, hemen cevap göndermiş: -Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.

Vatikan’da kaç kişinin çalıştığı sorusu üzerine Papa, uzun uzun düşünüp “Yaklaşık yarısı” yanıtını vermişti.

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin: -Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum demiş.

Amerikalı işadamı, Çinliyle alay ederek sormuş; ‘Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri, ölüleriniz ne zaman yiyecek?’ Çinli, başını kaldırmadan cevap vermiş; ‘Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.’

Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’e: -Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş: -Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?

Cenap Şahabettin’e; -Şu edepsize neden bir tokat vurmadın? Dediklerinde şu cevabı vermiş; -Eldivenim yoktu, iğrendim.

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar. Neyzen beğenmediğini ifade edince, Adam: İyi ama der. Siz hiç roman yazmadınız ki! Neyzen Tevfik şu cevabı verir: Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.



Sizde Bu Yazıyla İlgili Bir Yorum Yapın »